Skip to content
Opens in a new window
Listen to this chapter • 3:47

[1] Mümin kardeşlerim, size yaptığımız ziyaretin boşa gitmediğini kendiniz de biliyorsunuz.

[2] Malumunuz olduğu üzere, yanınıza gelmeden önce Filipi şehrinde eziyete ve hakarete uğramıştık. Fakat gördüğümüz ağır baskılara rağmen Allah’ın kurtuluş müjdesini size duyurmak için Allahımız’dan cesaret aldık.

[3] Bu müjdeyi art niyetle duyurmuyoruz. İnsanları imana davet ederken yalana veya hileye başvurmuyoruz.

[4] Allah bizi sınadı; kurtuluş müjdesini duyurma işini bize emanet etmeyi uygun gördü. Bu sebeple insanları değil, Allah’ı memnun etmek için vazediyoruz.

[5] Bildiğiniz gibi, iltifatlarla gönlünüzü çalmaya çalışmadık. Para pul peşinde değildik, asıl niyetimizi örtbas eden bahanelere sığınmadık. Allah buna şahittir.

[6] Sizin ya da başkalarının bizi yüceltmesini beklemedik.

[7] Mesih’in havarileri olarak yanınızdayken üzerinizde hak iddia edebilirdik. Ancak bunun yerine size, bebeğini emziren bir anne gibi, şefkatle davrandık.

[8] Allah’ın kurtuluş müjdesini sizlere duyurmak bizi mutlu etti. Üstelik size öylesine gönülden bağlanmıştık ki, sizin uğrunuza kendi canlarımızı bile vermeye hazırdık. Sizi o denli çok sevdik!

[9] Mümin kardeşlerim, yanınızdayken nasıl canla başla çalıştığımızı hatırlarsınız. Hiçbirinize yük olmamak için gece gündüz alın teri döktük. Bir yandan da size Allah’ın kurtuluş müjdesini vazettik.

[10] Siz müminlerle birlikteyken pak, dürüst ve kusursuz bir hayat sürdük. Buna hem Allah hem de siz şahitsiniz.

[11] Her birinize, bir babanın çocuğuna davrandığı gibi davrandık.

[12] Allah sizi kendi izzetine ve hükümranlığına çağırıyor. Bu sebeple O’nun yoluna lâyık yaşamanız için size yalvardık, sizi yüreklendirdik ve teşvik ettik.

[13] Allah’ın kelâmını bizden işittiğinizde onu insan sözü olarak değil, Allah sözü olarak kabul ettiniz. Bu söz gerçekten Allah’ın kelâmıdır ve tesirini siz müminlerde göstermektedir. İşte bunun için Allah’a durmadan şükrediyoruz.

[14] Ey mümin kardeşlerim, Yahudiye’de bulunan ve Mesih İsa’ya ait cemaatleri örnek aldınız. Çünkü onlarla aynı acıları çektiniz. Onlar nasıl diğer Yahudilerin elinden çektiyse, siz de kendi yurttaşlarınızın elinden çektiniz.

[15] Efendimiz İsa’nın ve peygamberlerin canına kıyan Yahudi soydaşlarım bizi de yurdumuzdan kovdular. Allah’ı hoşnut etmedikleri gibi bütün insanlara karşı geldiler.

[16] Kurtuluş müjdesini diğer halklara vazetmemize engel olmaya çalışıyorlar. Onların kurtulmasını istemiyorlar. Bununla günahlarına günah katmaktan başka bir şey yapmıyorlar. Artık Allah’ın gazabı onların üzerine gelmiştir.

[17] Mümin kardeşlerim, kısa bir süre sizden uzak kaldık. Bedenen aranızda değildik, fakat daima kalbimizdeydiniz. Sizi görmeyi büyük bir hasretle bekledik durduk. Bunun için elimizden geleni yaptık.

[18] Evet, yanınıza gelmeyi çok istiyorduk. Ben Pavlus birkaç kez gelmeye çalıştım. Fakat Şeytan bize engel oldu.

[19] Ümit ve sevinç kaynağımız kim? Efendimiz İsa tekrar geldiğinde O’nun huzurunda iftihar edeceğimiz zafer tacı ne? Siz değil misiniz?

[20] Hakikaten sizinle iftihar ediyor, seviniyoruz.

1. Selani̇kli̇ler — Chapters