Nedret Ersanel - Zımnî kodlar...

Nedret Ersanel - Zımnî kodlar...

Yeni Şafak
00:05:48
Link

About this episode

Terör tartışmalarında güvenlik ve siyaset camiamızın ruhuna nüfuz etmiş eski alışkanlıklar var. Mücadele o kadar uzun
sürdü ki, alışkanlıklar bağımlılığa dönüştü. Dönüp vedalaşmamız gerekenler üzerine düşünemedik...
Oysa dünya değişti, bölgemiz değişti, en çok da Türkiye değişti. Değişti ama sonunda yerini buldu da diyemeyiz.
Devinim sürüyor. Sabit olan, elimizde artık daha çok ‘eski’nin bulunduğu...
Mesela, Türkiye içinde PKK tipi terörün ezildiği/yenildiğini biliyoruz/görüyoruz ama kabul edemiyoruz. İstiklal
Caddesi’nde yaşanan gibi istisnalar güçlü ‘flashback’ler yaratıyor. Ama gerçeği değiştirecek travmalar üretemiyor. Net;
Türkiye, dünyada emsali görülmemiş şekilde bu tip terörü yendi...
Bugün 40 yaşına gelmiş bir vatandaşımız dahi o yılları hakkıyla bilemez. Daha doğrusu hissedemez. İstisnasız her
gün haber saatlerinde ağladı bu ülke. Sıra sıra kırmızı tabutlar, askerlerimizi, polislerimizi, bebeklerimizi, eşlerimizi,
evlatlarımızı götürdü...
Bir Türkiye daha kuracak kadar da para harcadık. Hiç huzur bulamamış ekonomimiz bir de buralara oluk oluk para
döktü. Elbette paranın önemi yok. Ama yavaşlattılar bizi...
Dünyada hiçbir ulus binlerce kez tekrarlanan bu görüntülere dayanamazdı. Bugün dahi kim bilir kaç evde duvara
asılmış bayrak ve Kur’an’ın arasındaki soluk karelere bakılarak ağlanıyor...
Ama kazandık. İç hainleri, dış ortakları sürüyle mevcut, Şeytan’ın aklına gelmez yöntemlerle bize saldıran ‘özel bir
terör türünü’ yendik. Sınırlarımızdan attık...
Şimdi attığımız yerden bize bakıyorlar!
BİR BİZ YAPABİLİRDİK, YAPTIK...
Aynı yıllarda özelikle güvenlik, istihbarat ve diplomasi alanında, terörle mücadele üzerine yüzlerce insan yetiştirdik.
Hele asker ve polislerimiz. Teğmenlikten generalliğe yıllarını bu toprağa adamış ve yine yerkürede benzeri olmayan
uzmanlar yetiştirdik...
Bu konuda yetkin/eşsiz akademisyen ve diplomatlar çıkardık. Türkiye’nin terör hakkında oluşturduğu külliyat on
üniversite gücündedir. Hâlâ yüzeysel gitse de medyamız da öyledir. Sıklıkla doğru yerde durur...
İstisnalar, ihanetler yok mu? Çok! Ama onlar zaten milli kronolojiye hiç ait olmadılar ve tarihin ‘ilgili yerinde’ kimileri
unutuluyor kimileri çürüyor...
2015-2016’da yaşananlar ellerindeki son kartı masaya atmalarıydı. Önce terörü diriltemeye çalıştılar ardından hainleri
ortaya saldılar.
Ve yine yenildiler...
Dünyanın hiçbir yerinde “sıfır terör” diye bir şey yok, olamaz da. Hele Türkiye’nin muhatap olduğu türde terörün
bugünkü seviyeye indirilmesi mucizedir. Bahsettiğim akademik külliyata az-çok bakmış biri, hepsinde “Bitirilemez ama
etkisiz hale getirilebilir” cümlesine rastlayacaktır. Biz onun da üstüne çıktık...
Mücadele yöntemlerimizi de artık dosdoğru kuruyoruz. Terörü etnik yapısından ayırdık. Ülkemizde adalet ve
refahla davranırken teröriste acımasız olduk. İstihbaratı ve psikolojiyi öğrenmekle kalmadık, yetkinleştik. İlkeli ve istikrarlı
davrandık.
Uzatmayayım ama unuttuğumuz kutlamayı hatırlatayım; Kazandık! Bir tek biz yapabilirdik, yaptık...
LOBİNİN LOBİSİNİ YAPANLAR...
Şimdi başka eşikte duruyoruz...
Kapımızın önüne koyduğumuz terör ve arkasındakilerle mücadele...