
Serdar Tuncer, "Biri Bir Gün"ün bu bölümünde, gönüllerimizi huzurla dolduran Ramazan-ı Şerif’e veda ederken, bu mübarek ayın ruhunu hayatımızın diğer 11 ayına nasıl taşıyabileceğimizi derunî bir sohbete döküyor.Sohbet ilerledikçe, Peygamber Efendimiz’in (sav) yetim bir çocuğun gönlüne dokunarak onu nasıl bayram ettirdiğine dair o eşsiz kıssayla hüzünlenirken, kendi bayramlarımızın ne kadar "bayram" olduğunu sorguluyoruz. Abdürrahim Karakoç’un o sarsıcı "Gönlümü verdiğim bayramlar hani?" mısralarının gölgesinde, eski bayramların nezaketini ve bugünün modern telaşları arasında yitirdiğimiz o ince ruhu yeniden hatırlıyoruz.Oruçla incelen ruhlarımızın, bayramdan sonra nefsin oyunlarına karşı nasıl teyakkuzda olması gerektiğini anlatırken; kulluğun mevsimlik değil, ömürlük bir yolculuk olduğunu bizlere bir kez daha ihtar ediyor. Ramazan’ın bereketiyle harmanlanan bu sohbette, cami adabından yetim sevindirmeye, infakın sırrından gerçek bayramın neşesine kadar geniş bir yelpazede medeniyetimizin zarif izlerini sürüyoruz.🕊️ Bu bölümde öne çıkan başlıklar:🎙️ Ramazan Bitti, Ya Müslümanlık? Ramazan’da kazandığımız güzel hasletleri korumanın yolları ve 11 aylık kulluk reçetesi.🌙 Peygamber Tesellisi ve Yetim Büceyr: Kimsesizlerin kimsesi olan Efendimiz’in (sav), bayram sabahı bir yetimi "Ben baban, Ayşe annen olsun istemez misin?" diyerek kucaklamasındaki muazzam ders.🕌 Gönül Coğrafyamızın Bayramları: Abdürrahim Karakoç’un şiirinden taşan sitem ve hasret... Bayramı bayram yapan o kadim nezaket📜 Şeytanlar Serbest Kalınca: Ramazan sonrası nefis mücadelesinde ayakta kalmanın yolları ve "istikamet" üzere yaşamanın önemi.Serdar Tuncer’in samimi üslubuyla şekillenen bu sohbet; bizi kendi iç dünyamızda bir muhasebeye çekerken, bayramı bir "kavuşma" ve "bağışlanma" şölenine dönüştürmenin yollarını gösteriyor.Gelin, bu muhabbet sofrasında gönüllerimizi Ramazan’ın nuruyla yeniden inşa edelim...