
Kelâmî Dergâhı şeyhi ve 32. Nakşî Postnişini olan Muhammed Es’ad Efendi (k.s.), 1848 (Hicri 1264) yılında bugün Irak sınırları içinde kalan Musul’un Erbil kasabasında doğdu. Muhammed Es’ad Erbili (k.s.), Nakşibendi tarikatının Hâlidiyye Dergâhı Postnişîni olan babası Muhammed Saîd Efendi’nin terbiyesinde ehl-i tarik bir ailede yetişti. Erbil ve Deyr’deki zamanın alimlerinden ilim öğrendi ve 1870 yılında yirmi üç yaşında zahiri ilimlerden icazet (diploma) aldı. Taha el-Hariri’ye intisap etti. Beş yılda seyri sulukünu tamamlayarak, hilafet aldı ve Hacca gitti. Hacc dönüşü Şeyhi vefat edince, İstanbul’a geldi. Fatih Camii’nde Hafız Divanı ile Molla Cami’nin Lüccetü’l-Esrar kitabını okuttu. Ünü kısa zamanda etrafa yayıldı. II. Abdülhamid Han’ın damadı Halid Paşa kendisini saraya davet ederek sohbetlerinden istifade etti. Bu arada Meclis-i Meşayih üyeliğine ve akabinde Kelamî Dergâhı Şeyhliği’ne tayin edildi. Kenz-ül İrfan adlı hadis kitabını neşretti ve büyük ilgi gördü. Abdulhamid Han tarafından vazifeli olarak Erbil’e gönderildi. Şeyh Muhammed Es’ad Erbili (k.s.)’un en önemli özelliklerinden biri “Tarikatı, Şeriatın yaşanabilmesi için bir araç olduğunu ısrarla vurgulamış ve uygulamış olmasıdır”. Bu konuda “Tarikatın esası Şeriattır” demiştir. İkinci özelliği ise Peygamber Efendimiz (s.a.v)’e olan büyük aşkı ve sünnet-i seniyyeyi yaşama konusunda gösterdiği titizlik ve gayretidir. Tekkelerin kapatılmasından sonra hiç sokağa çıkmamaya karar vererek, Erenköy Kazasker’de satın aldığı köşkünde inzivaya çekildi. Ancak evi sürekli polis gözetiminde tutuldu. 23 Aralık 1930’da Menemen vakasıyla ilgili tutuklanarak Menemen’e sevk edildi. İdam talebiyle yargılandı. İlerlemiş yaşı sebebiyle cezası müebbede çevrildi. Oğlu Ali Efendi idam edildi. Menemen’de askeri hastanede tedavisi yapıldığı sırada 3 Mart’ı 4 Mart’a bağlayan gece zehirlenerek Şehid edilmiştir. Cenazesi ailesine verilmeyerek Menemen’de defnedildi. Es’ad Efendi (k.s.)’nun yetiştirdiği en önemli talebesi ve yolunu devam ettiren zât, Hz. Mahmud Sami Ramazanoğlu (k.s.)’dur. (Son Asır Ehl-i Sünnet Âlimleri s. 120)