Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Emre Sünter
04 March 2026

Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum - Emre Sünter

Akbank Sanat

About

Felsefe Seminerleri - Dijital Teknolojiler, Eleştiri ve Toplum

“Dijital Sanatın Derdi Ne? Simondoncu Bir Öneri”

Konuşmacı: Emre Sünter

Moderatör: Emre Şan

Seminer Tarihi: 8 Mayıs 2025

Dijitalliğin toplumun her alanına hızla nüfuz ettiği bir çağda, dijital ortamın kendisini sorunsal olarak ele alan bir sanat biçimi uzunca bir süredir sanatçıları meşgul ediyor. Dijital resim, 3D modelleme, animasyon, sanal gerçeklik ve jeneratif sanat gibi teknikleri kapsayan dijital sanat, geleneksel özgünlük kavramlarına meydan okuyor ve NFT’ler gibi diğer teknolojilerle entegre bir halde yeni katılım ve mülkiyet biçimleri sunuyor. Bu konuşmada, dijital sanatın belirli bir üslup ya da estetikle sınırlı kalmak yerine, teknolojik gelişmelerin, kültürel değişimlerin ve sanatsal pratiklerin kesiştiği dinamik bir potansiyeller alanı açtığını öne süreceğim. Bu bakış açısı, dijital sanatın ne olduğunu değil ne yapabileceğini, nasıl evrilebileceğini ve ne tür yeni etkileşim biçimleri yaratabileceğini vurgular.

Bu perspektifi ortaya koymak için Gilbert Simondon’un felsefesinden yararlanacağım. Simondon’a göre şeyler bir seferde baştan aşağı hazır halde verili nesneler değildir ve hiç bitmeyen, çoğul ve beklenmedik potansiyellerle dolu oluş süreçleri üzerinden açığa çıkarlar. Bunun bir yansıması olarak da Simondon’un ‘teknoestetik’ olarak adlandırdığı tutum teknokratik yaklaşımla keskin bir tezat oluşturur ve öngörülebilir olan karşısında beklenmedik olanı ön plana çıkarır. Sanat ve estetik pratikler, teknik araçları işlevsel ve faydacı mantıklarının ötesinde yeniden düşünmek için ayrıcalıklı bir açı sunar ve düşünceyi teknolojinin yaratıcı güçleriyle aynı düzleme getirir. Teknik nesnelerin kolektif güçlere aktardığı belirlenimsizlik payı gelecekteki bireyleşmelerin tohumları olarak işlev görür. Mevcut çerçevelerin veya düzenleyici ilkelerin sınırlarının ötesine uzanarak, mevcut durumların belirsiz ama ilişkisel olarak yüklü sınırlarına doğru ilerler.

Bu mercek aracılığıyla, dijital medyanın etkileşim, algoritmik üretim ve akışkanlık gibi özelliklerinin yalnızca sanatın yaratılmasını değil, aynı zamanda alımlanmasını ve yorumlanmasını da nasıl yeniden tanımladığını irdeleyeceğim. Nihayetinde bu yaklaşım bizi dijital sanatı teknolojik, kültürel ve sanatsal güçlerin süregelen etkileşimiyle şekillenen, sürekli gelişen bir potansiyel olarak yeniden düşünmeye sevk eder.